Oha ya.. Valla billa oha.. Siteye o kadar yazar aldık, dünya kadar, en son yine benim gönderim duruyor, utanın lan.. Neyse sakinim, sende sakinsin okuyucu..
Şimdi "nerden çıktı bu suç ulan?" diyorsunuz değil mi? Hah işte başıma gelen olaylar sonucunda, 3 kelimelik bir cümlenin kısaltılmışı o.. Cümleyi canım isterse açıklarım bir ara.. Evet, gelelim mevzunun ilk paragrafına:
"Okullar açılınca, ilk hafta iyi oluyor hep ya, ders falan yok ya hani.. Heyecanlıydım şerefsizim.. 'Niye?' dersen, eve çıktım ya dayı, ondan.. Dedim ne güzel lan ev telaşı falan.. Harbiden de iyi gidiyor yani, birkaç pürüz dışında..
Günlerden çarşamba.. Daha evde yemek yapamıyoruz, çünkü materyalin "m" si yok mutfakta.. O hafta da Nuri(ev arkadaşı no=1) ile Ramço(ev arkadaşı no=2) okul yemekhanesinde, öğle yemeği için kart doldurmuşlar.. Öğrenci kartları, akbil gibi birşey bizim okulda.. Yiyeceğin yemek kadar dolduruyosun bir haftalık.. Ben doldurmadım.. 'Niye?' dersen direk 'sanane' derim okuyucu, hiç karıştırma bence.. İşte saat 1 gibi falan "hadi okula yemeğe, bende sizin tabldottan yerim" dedim.. Nuri elini cebine attı ve "al aga sen ye ben bugün yemicem" dedi.. O ara da Nurinin kalbi, kız arkadaşı yüzünden 'fatal error' veriyordu.. Bu yüzden hiç itiraz etmedim, aldım kartı.. Çekyatta arkası dönük olarak yatan Ramçonun yanına yaklaştım ve "hadi aga kalk gidelim" diye bir iki dürttüm.. Anam Ramço bir döndü, abooooo.. Yüzünün sol tarafı balon olmuş yeminlen.. Dişi şişmiş.. Sağdan bakınca Ramço, soldan bakınca Akrep Nalan, yani durum o derece ciddi.. Yine de pis pis sırıtarak "istersen geleyim aga" dedi.. "yok la sen dişçiye git olum" dedim ve çıktım evden..
Yemekhaneye geldim.. Yemeğimi aldım.. Masaya oturdum.. Baktım ekmek yok.. Ekmek almaya gittim ve geri gelince benim tabldotun yanında iki tabldot daha gördüm.. İki kız tam yanıma oturmuşlar.. Her hallerinden 1. sınıf oldukları belli ama ha.. Neyse ekmekleri de tam ortaya koydum.. Yemeğe başladım.. Bir başladılar konuşmaya aman Allah ım.. Kulak misafiri olmamak elde değil yani.. Bahsi geçen muhabbetlerden bazıları:
-1 liraya yemek mi olur?
-yemekhane amma da büyük..
-kızım dersleri nasıl seçicez? vs vs..
Bu arada kızlardan bir tanesi varya, Miss World, Miss Venus, Miss Mars falan yani, o derece.. Diğeri o kadar güzel değildi ama o bir tanesi, aman Allah ım..
İşte yemeği bitirdim kalktım ve 'afiyet olsun' dedim gülümseyerek.. Miss World de aynı şekilde gülümsedi ve aynı cevabı yapıştırdı, afiyet olsun diyen dillerini yediğim.. Götürdüm tabldotu bıraktım ve dedim ki kendi kendime 'ula kaçırma bu fırsatı'.. 'kız hayran kaldı afiyet olsun deyişime' diye kendime iyice de bir gaz verdikten sonra gittim Miss Venus ün yanına.. Direk dediğim cümleyi yazıyorum..
"Şey sanırım 1. sınıfsınız.. Az önce muhabbetinize kulak misafiri oldum da bu yemek 1 lira konusunu açıklayayım size.. Bizim okul açıköğretimden parayı kırdığından dolayı yemek 1 lira.. Yoksa hayatta olmaz bu yemekler bir liraya.. mantıken düşündüğünde açıköğretim okumadığımız halde bize de faydası oluyor ne güzel değil mi?"
Ve keşke mümkün olsa da şuraya Miss World ün yüzündeki hayran ifadeyi koyabilsem.. Az daha zorlasam kızı aşık edecektim kendime o derece yahu.. Amacım bu değildi ama sadece kızı aydınlatmaktı.. Harbiden lan :)
Bu olayın sonu nasıl mı sonuçlandı? Yukardaki cümleyi söyledim ve arkama bile bakmadan çektim gittim ordan.. Yemin ederim aynen böyle oldu.. Neden böyle oldu diye sorarsan okuyucu, bir şey denedim sadece.. Ama olmadı, yapamadım.. İlk denemeden daha inanılmaz bir hezimete uğradım.."
S.U.Ç. un ilk paragrafını da böylelikle bitirmiş oldum.. Esen kalın efenim.. Saygılar..