Mavi Kuş ile Küçük Kız

İçinde "küçük kız" geçen tüm şarkıların aynı kişiye söylendiğini zannediyorum hala...
Ve kendisi için yazılmış bir şarkıdan haberdar değildir belki diye ciddi ciddi korkuyorum.
Evet.
Aynı teranede;
"di'li geçmiş hayat...

...
bulutlar iç içe ve her an başka bir resim oluyorlar
başka bir adla, başka bir zamanda rastlasaydım demiştim ya o gün sana
vazgeçtim, kaçmak yok, söz bu kez
çok güzel uyuyorsun diye yanımda
bak, çok gevezeysem, hadi kapat çenemi
sözcükler ne ki duygular yanında

bilirim, çok kirlidir aşk sicilim
sadakat konusunda pek iddialı değilim
ama bu kez farklı olsun diye
sen denersen, ben de denerim

pek iyi olmadı şarkı, boş vereyim
gel hadi ‘ortaçgil’ dinleyelim
sıcaklığını verirken sen bana
sızayım aniden kollarında

çok düşündüm kaçarım diye ama dedim;
ne zaman anlaşmış ki kalple beyin
ve hele ne zaman düşünsem seni
yaprak gibi titriyorken kalbim.

Teoman / brk

Sezen Aksu Tarifsiz Lezzetler Dizisi

Bir şarkı neden bu kadar güzel yorumlanır ki?
Harikulade bir fark var bu şarkıda, anlamadım gitti arkadaş...
video

brk

Ekmek arası vize...

...vizelerin tam ortasından bildiriyorum;

#evde yiyecek birşey kalmadı, 8 gündür tost yiyoruz, en son evdekiler peynirli tosttan zehirlenmeden eve sucuk alabildim ve heykelimi diktiler...

#Kalan sınavlar, "yönetim bilişim sistemi, teknoloji ve yenilik yönetimi, işletme yönetimi" her zaman olduğu gibi vizelerimin nasıl geçtiklerini bilmiyorum, öğrenince de farketmiyor gerçi.

#bütün sınavlara 'nu jazz' radyosu dinleyerek hazırlandım, caz müziğe aşığım desem...
-'kafasında fillerin ilişkiye girdiği bir insan olarak, çivi çiviyi söker etkisi yaratıyor bende bu müzik..."

#evdeki son icat, rizeden gelen fındıkları kırmak için kullandığımız iki soda şişesi oldu.Nasıl mı?
-bir soda şişesini ters çeviriyorsunuz, şişenin dibine fındığı yerleştirip diğer şişe ile vuruyorsunuz.Gayet de güzel oluyor.

#bir bayanın daha nefretini kazandım galiba, bedduaları düşersek yaş 35...


#İkide bir sular kesiliyor ve ben en çok ellerim kuru bir şekilde ölmekten korkuyorum, zira ellerimin nemli olması lazım her daim.

#eğer sigara içsem, bu sadece ve sadece "Camel" olurdu...

#"Gazi ve Fikriye'yi okuyorum da; tekrar dile getiresim geldi.Atatürk bile mutlu olamadıysa şu hayatta, hayıflanmamak lazım.-Zira içtiği her rakıdan sonra Fikriye'yi düşünmüyorsa adam değilim.
Ayrıca Fikriye için şunu düşünüyorum, "şu hayatta, aşık olabilmiş tek kadındır kendisi..."
(-özel not: intihar etmemiş, suikaste kurban gitmiştir)

#insanları ikiye ayıran, faşizan bir seriye başlamak istiyorum aslında, şunun gibi mesala;
-insanlar ikiye ayrılır, "börek"e 'bööğrek' diyenler ve demeyenler...Ayrıca yaptığım gözlemlerde, bööğrek diyenler, hakem'e de "hağkeem" diyorlar...

-ayrıca buradan sesleniyorum, benden başka "gökhan"a, 'gökken' diyen varsa tanışalım, örgütlenelim...

#"kiyafetsiz kelimeler ve orada olmayan bir adam";
godsyndrome'un derleme yazılarından oluşan kitabı çok yakında en seçkin kitabevlerinde...

-seçkin kitabevi nedir ya? sınıf farkı oluşturulacak en son yerdir bir kitapçı.

saygılar,
en güzel günler sizin olsun;

b(r)k
-müseccel marka

Öyle.

son çırpınışımdın sen insanlar arasında
keşke yalnız bunun için sevseydim seni...

Cemal Süreya/
brk



Efsane geri döndü...

...nostaljik güdümlü bir adam olarak, ne kadar sevinsem azdır diye düşünüyorum.
Cidden eski bir dosttumu bulmuş kadar sevindim...

Ada'da kaldığımız evin mahallesi gibi, varoş sayılabilecek bir mahallede büyüdüm ben.Tıpkı burada olduğu gibi, Bursa'daki evimizin de karşısında bakkal vardı ve evde bulduğum bozuklukların yaşattığı mutluluğu çok az şeyle ikame edebildim ben.
Çok büyük ya da çok küçük nüanslar mutlu ediyormuş insanı, anladığın zaman o çok küçük şeyler için çok geç oluyor ama çaktırmıyorsun hayata karşı; 'buna da büyümek deniyor işte...
Ekmekten artan birkaç kuruş ki benim hatırladığım en küçük para 2500 liradır; sadece küçük bakkallarda değerlidir. Mesela kırmızı vampir dişleri sadece bozuk para ile alındığında lezzetlidir, bence tabi.

Tıpkı bunlar gibi bir lezzet daha vardı hayatımda, kimin ürettiği nasıl ürettiği belki de Uğur Dündar'lık olan bu vazgeçilmez ürünün adı; "Cino"

İşte buradaki bizim bakkalda buldum bunu, yıllar sonra. Artık evde bakkala kimin gideceği konusu tartışma olmuyor.

-Uğur Dündar demişken, yıllardır gırgırını yaptığımız diyaloğun videosunu da buldum.
Yorumsuz yayınlıyorum...



'ben.

her sabah erkenden kalkıp
seni seviyorum
.
...

S.U.Ç. - Paragraf 1..

Oha ya.. Valla billa oha.. Siteye o kadar yazar aldık, dünya kadar, en son yine benim gönderim duruyor, utanın lan.. Neyse sakinim, sende sakinsin okuyucu..

Şimdi "nerden çıktı bu suç ulan?" diyorsunuz değil mi? Hah işte başıma gelen olaylar sonucunda, 3 kelimelik bir cümlenin kısaltılmışı o.. Cümleyi canım isterse açıklarım bir ara.. Evet, gelelim mevzunun ilk paragrafına:

"Okullar açılınca, ilk hafta iyi oluyor hep ya, ders falan yok ya hani.. Heyecanlıydım şerefsizim.. 'Niye?' dersen, eve çıktım ya dayı, ondan.. Dedim ne güzel lan ev telaşı falan.. Harbiden de iyi gidiyor yani, birkaç pürüz dışında..

Günlerden çarşamba.. Daha evde yemek yapamıyoruz, çünkü materyalin "m" si yok mutfakta.. O hafta da Nuri(ev arkadaşı no=1) ile Ramço(ev arkadaşı no=2) okul yemekhanesinde, öğle yemeği için kart doldurmuşlar.. Öğrenci kartları, akbil gibi birşey bizim okulda.. Yiyeceğin yemek kadar dolduruyosun bir haftalık.. Ben doldurmadım.. 'Niye?' dersen direk 'sanane' derim okuyucu, hiç karıştırma bence.. İşte saat 1 gibi falan "hadi okula yemeğe, bende sizin tabldottan yerim" dedim.. Nuri elini cebine attı ve "al aga sen ye ben bugün yemicem" dedi.. O ara da Nurinin kalbi, kız arkadaşı yüzünden 'fatal error' veriyordu.. Bu yüzden hiç itiraz etmedim, aldım kartı.. Çekyatta arkası dönük olarak yatan Ramçonun yanına yaklaştım ve "hadi aga kalk gidelim" diye bir iki dürttüm.. Anam Ramço bir döndü, abooooo.. Yüzünün sol tarafı balon olmuş yeminlen.. Dişi şişmiş.. Sağdan bakınca Ramço, soldan bakınca Akrep Nalan, yani durum o derece ciddi.. Yine de pis pis sırıtarak "istersen geleyim aga" dedi.. "yok la sen dişçiye git olum" dedim ve çıktım evden..

Yemekhaneye geldim.. Yemeğimi aldım.. Masaya oturdum.. Baktım ekmek yok.. Ekmek almaya gittim ve geri gelince benim tabldotun yanında iki tabldot daha gördüm.. İki kız tam yanıma oturmuşlar.. Her hallerinden 1. sınıf oldukları belli ama ha.. Neyse ekmekleri de tam ortaya koydum.. Yemeğe başladım.. Bir başladılar konuşmaya aman Allah ım.. Kulak misafiri olmamak elde değil yani.. Bahsi geçen muhabbetlerden bazıları:

-1 liraya yemek mi olur?
-yemekhane amma da büyük..
-kızım dersleri nasıl seçicez? vs vs..

Bu arada kızlardan bir tanesi varya, Miss World, Miss Venus, Miss Mars falan yani, o derece.. Diğeri o kadar güzel değildi ama o bir tanesi, aman Allah ım..

İşte yemeği bitirdim kalktım ve 'afiyet olsun' dedim gülümseyerek.. Miss World de aynı şekilde gülümsedi ve aynı cevabı yapıştırdı, afiyet olsun diyen dillerini yediğim.. Götürdüm tabldotu bıraktım ve dedim ki kendi kendime 'ula kaçırma bu fırsatı'.. 'kız hayran kaldı afiyet olsun deyişime' diye kendime iyice de bir gaz verdikten sonra gittim Miss Venus ün yanına.. Direk dediğim cümleyi yazıyorum..

"Şey sanırım 1. sınıfsınız.. Az önce muhabbetinize kulak misafiri oldum da bu yemek 1 lira konusunu açıklayayım size.. Bizim okul açıköğretimden parayı kırdığından dolayı yemek 1 lira.. Yoksa hayatta olmaz bu yemekler bir liraya.. mantıken düşündüğünde açıköğretim okumadığımız halde bize de faydası oluyor ne güzel değil mi?"

Ve keşke mümkün olsa da şuraya Miss World ün yüzündeki hayran ifadeyi koyabilsem.. Az daha zorlasam kızı aşık edecektim kendime o derece yahu.. Amacım bu değildi ama sadece kızı aydınlatmaktı.. Harbiden lan :)

Bu olayın sonu nasıl mı sonuçlandı? Yukardaki cümleyi söyledim ve arkama bile bakmadan çektim gittim ordan.. Yemin ederim aynen böyle oldu.. Neden böyle oldu diye sorarsan okuyucu, bir şey denedim sadece.. Ama olmadı, yapamadım.. İlk denemeden daha inanılmaz bir hezimete uğradım.."

S.U.Ç. un ilk paragrafını da böylelikle bitirmiş oldum.. Esen kalın efenim.. Saygılar..

Ev Halidir.. Geçeeeeeeeeer..

> Evet okuyucu, sonunda hayırlısıyla çıktım evime.. Aslında 4 ay oldu ben çıkalı da, eşya falan yoktu işte.. Son eksikleri de kısmetse pazartesi tamamlıyorum.. Son eksik de yatak haa işe bak.. Günlerdir çekyat tepelerinde debelenmek -veyahut da siz buna yatmak deyin- artık bitiyor..



> Valla ne yalan söyleyeyim, okul için alttan kalan dersim var şimdi benim.. Bir dakka bir dakka, bu nasıl cümle lan? Benim alttan kalan dersim var ya hani, hah işte o benim bu seneki ders programımın içine etti sağolsun.. Bir de arkadaş kazığı yedim ki sorma okuyucu.. Sorma lan işte anlatmayacağım, delleniyorum aklıma geldikçe.. Lafın kısası, o yüzden biraz boşladım blogu.. Affola..

> Okula hem 2. sınıf olarak hem de arabayla gitmek meğer ne karizma oluyormuş biraderim yaa.. "Ateş ve unut, unutmazsan masal gelir lafontenden" diyerek geldik vallah okuldan hep.. Muratlar Mustafalar havada uçuştu..

> Geçenlerde başıma gelen olağanüstü kötü olayı tabi ki burada anlatmayacağım, ama ikinci bir “godsyndrome” olma yolunda hızlıca ve emin adımlarla ilerliyorum.. “S.U.Ç.” isimli bir yazı yazacağım kısmetse yakın bir zamanda.. Onu okuyunca yorumlarsınız artık..

> Şöyle bir şarkı buldum, kafayı yiyordum sözlerini okuyunca.. Bu kadar benzerlik!! Helal olsun sana Fettah Can..

Rüya olduğunu bile bile,
Kendime gelemez oldum..
Bir an dünü hatırladım..
Dün her günden daha çok mutluyduk..

Düşün ki rüyalarımda bile,
Hiç kıyamıyorum ben sana..
Kaybederim korkusuyla dalıyorum uykuya..

> Valla kısa oldu ama kusuruma bakmayın, şimdilik bu kadar.. Saygılar sevgiler..

Bodrum Bodrum

Begonvil boy vermiştir şimdi,
Yasemen basmıştır Bodrum’u.

Acaba Paşa’nın bir demet Bodrum yasemini mi almıştı gönlünü bilmiyorum. Üçüncü gidişim bu yine begonviller aldı gönlümü. Son demleriydi çiçeklerin de, insanların da ama hala güzeldi Bodrum. Yalınayak yürürken deniz kenarında burada başka başka düşüncelere dalıyorsun.Bembeyaz evlerin arasından kale gösteriyor kendini her köşesinden.Buram buram deniz kokuyor. Buraları görüldükten sonra ayak sokulur mu Marmara’ya.Yok yok deniz olmasaydı çekilmezdi Marmara da, sıkılmış çamaşır görünümünde kabak tadı verirdi her zaman. Paşa boşuna terk etmemiş buraları, evini de gezin, ama unutmayın benim gibi müze kartınızı yoksa Bursalıyız , hemşehrisiyiz desek te alıyorlar giriş parasını.

Kokusu geldi rüzgarın,
Bir kelebek öptü boynumu.


Hakikaten rüzgar kokuyor burada. Kimi sahilde denizden eser rüzgar, kiminde karadan. Burda ikisi birbirini kovalıyor. Gümbette ise ayak uçlarından başlıyor alnını yalayana kadar. Masmavi deniz haricinde masmavi gözler de vardı dört bir yanımda. Yeni bir ton benim için Caroline mavisi. Biliyorum Caroline 15 yaşında gibisin, Victoria ise çok çirkin, hiç yakışmıyorlar birbirlerine katılıyorum sana. Sus Chris duymasın, beni de senin gibi bir kelebek öpsün kulak altımdan. Bırak onursuz olsun aşk.Ya da kıyamam, çok yakışıyorsunuz . Dedim ya senin gibi, sen değil.

Sen şimdi gerdanını maviye, göğsünü bir yelkenliye
Gönlünü ilk önüne çıkan yaz seferine, bağlamışsındır ….
Vurunca dibine sakız rakısının biraz da ağlamışsındır….


Gerçekten şimdiden bağladım, yetmiyor yetmiyor yetmiyor doyamıyorum bu toprakların güzelliklerine. Bir top nane, bir top keçi boynuzu dondurması çok iyi gidiyor, sonrası sakızlı kahve keyfi avcumun içi adalara karşı. Benim gözüm zaten karşı yakada.Kin besleyemiyorum onlara.Sormuşlardı çıkarsan bir yaz seferine neresi olur istikametin diye. Dedim şanslıyım yok uzaklarda gözüm ah bir şu adalarda soksam ayağımı denize.
Küçücük bir istek bu benimkisi, kimisi var yelkenlisiyle uğramak istiyor hepsine.Yel değirmenleri yapmışlar Bodrumda tepelere. Sıcak değil miydi acaba o zamanlar? Şimdi buram buram terletiyor, deniz olmasa nasıl serinlicez acaba. Yat gezileri oluyor 25 kaymeye, yanınızda götürün meşrubatınızı vermeyin sonra 5 kayme bir tanesine. Amma velakin atlamak bedava denize, açın kolları bacakları salın kendinizi , yayın poponuzu oturur gibi şımbırdak suya.

Gözüme ilk damlası düştü, gelecek sonbaharın
Yeni bir sayfanın öncüsü, bakalım ne hediyesi hayatın ….


Ben galiba ergenliğe ruhsal açıdan yeni giriyorum. Düşünceler bırakmıyor beynimi. Her kıvrımında bir şeyler dolaşıyor. Her şeye üzülüyor, her şeye kırılıyorum. Zaman zaten almış başını düttürü dünya koşa koşa. Hiç anlamadan sonbahar geldi. Zaten başlıyor yarında bişeylerini sattımının okulu. Ama üzülmüyorum artık, bir daha bakmıyorum çünkü bazı şeylere son kez bakayım diye, daha kolay oluyormuş elveda demek, buldum sırrını. Bu yüzden çok iyi geldi işte dört kısa gün bana. Bu yazının sonuna gelen sen, inşAllah sende gidersin en sevdiğin yerlere en kısa zamanda.

Kero ve Eksik Şair

Hayat ve Kursak İkilemi...


Aslında bu sitede bu şekilde resimler yayınlayıp bir bobiler veya hurriyet galeri esintisi yapmak istemiyorum ama bu resim inanılmaz etkileyici ve duygulu geldi bana.

bir küçük kızın hayallerinin yıkıldığı an resmedilmiş...

-içimdeki küstah, "bu daha başlangıç..." dedi 'küçük kız çocuğuna'.

brk
Kaydol: Kayıtlar (Atom)

web siteleri